Domino Dersler

Prof. Dr. AYDIN UĞUR

İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Yüksek Lisans Programı’nın modüler olarak hazırlanan MED 501 Medya Kuramı I dersinin bir modülü Domino Dersler başlığını taşıyor. Domino Dersler’in ilki, “Kültür için Çatışmacı bir Kuram” başlığıyla Prof. Dr. Aydın Uğur tarafından verildi.  Program Koordinatörü Doç. Dr. Halil Nalçaoğlu dersin başında kısa bir sunum yaptı ve Domino Derslerin “birbirini izleyen, tamamlayan, zincirleme bir etki ile birbirini tetikleyen dersler” olarak tasarlandığını anlattı.

Aydın Uğur, kültür kökenli hareketleri, “pastadan pay değil, saygınlık havuzundan pay isteyen hareketler” olarak tanımladı. Kültür üzerine ilk ciddi çalışmalar 1940 yılında Frankfurt Okulu tarafından gerçekleştirilmiş. 1980’lerde ise Stuart Hall ve ekibi kültürü merkeze alan çalışmalar yaptılar. Türkiye’de ise, 1980’de, 12 Eylül darbesinin ardından kadın hareketi ve Stalinist olmayan sol sayesinde kültür tartışmaları gündeme geldi.

Sosyologlar kültürün sembolik kısmı ile uğraşıyorlar, bir de “Japon kültürü” tanımında olduğu gibi kültürün değişmez bir özü olduğuna inanan özcü yaklaşımlar var.

Aydın Uğur, kültür analizi yaparken değişimden söz etmek gerektiğini belirtiyor ve “bireylerin anlam üretimi ve tüketimi ile bunların değişim pratiklerine bakmak gerekir” diyor. Uğur’a göre anlamın ete kemiğe büründüğü zemin kimlik. “Dil yoksa tat yok, kimlik yoksa anlam yok.”

“Toplumsal kimliğe ait olunur, o bize ait değildir” diyen Aydın Uğur, kimliğin bir tür özdeşleşme operasyonu, aidiyet beyanı ya da talebi olduğunu söylüyor. Düşünme araçlarının ikili karşıtlıklardan yararlandığını belirten Uğur’a göre, “ikili karşıtlıkların terazisi dengede değil, dolayısıyla eşitsizliklerden üstünlükler doğuyor. Ve ‘öteki’ kavramı ortaya çıkıyor. Aydın Uğur kimliğin oluşumunu da öteki üzerinden tarif ediyor: “Biz derken özümüze bakarak söylemiyoruz, ötekine bakarak söylüyoruz. Burada ilişkisel bir tarif yapıyoruz.” Bu açıklamanın önemi de şurada Uğur’a göre: ilişkiler değiştikçe kimlikler de değişebilirlik özelliği taşır. Toplumsal kimlikler bir öz ve kendisinden çıkmalık iddiası taşır. Bir birey bir öz ve bir kimlik demektir. Kimlik sözcüğünün İngilizcesi Aydın Uğur’un derdini tarif etmesine daha çok yardımcı oluyor: identification.

İnsanlar günlük yaşam içinde aidiyet stratejileri belirliyorlar, dolayısıyla değişik ortamlarda değişik kimlikleri kullanıyorlar. Bir tür müzakere sonucu oluşan dengelerde farklı kimlikler ortaya çıkıyor.

Peki ikili karşıtlıkların hepsi bir kimlik oluşumu için temel oluşturmaya yeter mi? İşte burada Aydın Uğur’un özgün tanımına ihtiyaç var: ikili karşıtlıkların kültürel kimliği oluşturma işlevleri nimet kapılarıyla ilişkili olarak ortaya çıkar. Eğer bir ikili karşıtlık bir fırsat kapısı yaratmıyorsa bir kimlik doğurmaz. Dolayısıyla çatışma oranı ile fırsatlara erişim olanağı arasında bir ters orantı vardır. “Kültür bir çatışmadır” diyor Aydın Uğur; toplumsal kimliklerin çatışmasıdır.

Beyhan Sunal

Domino Dersler’i izlemek için:

http://www.tvrpnet.tv/#/video/139/