Halil Nalçaoğlu Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “keynote” konuşmacıydı

Medya ve İletişim Sistemleri Program koordinatörü Halil Nalçaoğlu Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “keynote” konuşmacıydı.

Dokuz Eylül Üniversitesi AB Anabilim Dalı evsahipliğinde Avrupa Çalışmaları Ege Derneği (AÇED), Friedrich Naumann Vakfı ve Yaşar Üniversitesi ortak faaliyeti olarak 8 Kasım 2010 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Kampüsü’nde düzenlenen Kamusal Alanın Avrupalılaşması: Türkiye Deneyimi başlıklı toplantıda “Türkiye’de Avrupa Kamu Alanı: Bir Eksiğin Analizi” başlıklı bir konuşma yapan Halil Nalçaoğlu, Türkiye’nin Avrupa haritasında bir eksiklik mi yoksa bir fazlalık mı olduğu sorusundan yola çıkarak şunları söyledi: Eksik (lack) ve fazla (excess) kelimeleri bizi doğrudan psikanalizin ilgi alanına taşımaktadır. Jacques Lacan, eksik kavramını arzunun temel harekete geçirici unsuru olarak düşünür. Bu ise doğrudan “varlık” meselesi ile ilgilidir. Avrupa’yı normatif/kültürel bir  birlik olma yoluna sevk eden arzu belli bir eksiğin doldurulması işlevini taşır. Bu eksik kabaca İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği yıllarda şekillenmiştir. Türkiye’nin Avrupa macerasının başladığı dönem irdelendiğinde ise geçerli söylemin kalkınma vurgulu olduğu gözlemlenecektir. Türkiye’nin bugün de geçerli olan varlık sorunsalının tetikleyicisi eksik/arzu, Birinci Dünya Savaşı sonlarında şekillenmiştir. Bugün Türkiye’nin uğraştığı sorunların tümünde bunun izlerini bulabiliriz. Şu halde bir varlık meselesi olarak bakıldığında, normatif/kültürel supranasyonel Avrupa kamu alanı oluşumu ile ilgili eksik ve Türkiye’nin varlığı ile ilgili eksik farklıdır. Bu nedenle Avrupa kamu alanı oluşumu ile ilgili çabalar Türkiye imgeleminde ağırlıklı bir iz bırakmamaktadır.