Hapishane Korumalı Üniversiteler

bilgimedya 1. sınıf öğrencilerine verilen “bir vakıf ve bir devlet üniversitesinei ziyaret edip oradaki sosyal hayatı, binaların durumunu, eğitimini, internet sitelerini ve eğer mümkünse akademik kadro ve öğrencilerle de röportajlar yaparak değerlendirme” konulu ödev, birçok tartışmayı beraberinde getirdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağ Yerleşkesine Giden Onur Uz, girişte güvenlik görevlilerinin kendisine herhangi bir sorun çıkartmadığını, ancak içeride okulun fotoğraflarını çekmeye başlayınca bir öğretim elemanının yanına gelerek onu sertçe uyardığını söylüyor ve bunun nedenini; “korku her yanımızı sarmış durumda. Bu nedenle öğretim elemanları bile tedirgin. Gereksiz bir endişe duyuluyor.” diyerek özetliyor.

Öte yandan İbrahim Vahab, gittiği Marmara Üniversitesi Göztepe yerleşkesinde hemen hiç kimsenin ona müdahale etmediğini, dilediği gibi fotoğraf çektiğini , derslikleri dolaştığını söylüyor. Yerleşkedeki polislerin de fotoğraflarını çeken Vahab:” Biraz atraksiyon iyi olurdu. Ancak herkes oldukça sakin ve umursamaz gözüküyordu.” diyerek yaşadığı hayal kırıklığını anlatıyor.

Geziler sırasında yer yer “sert müdahalelere” de maruz kalan bilgimedya öğrencileri gittikleri her yerde bir engel ve şaşırtıcı güvenlik önlemleriyle karşılaşıyorlar. Beykent Üniversitesi’ne giden Volkan Öner yaşadığı deneyimi şöyle anlatıyor: “Bir arkadaşımla birlikte üniversiteye geldiğimizde oldukça sert bir şekilde geri çevrildik. Henüz ne olduğunu anlamamışken güvenlik görevlileri kolumuza girerek bizi bir üst yetkili merciye götürdü. Orada da bir sürü laf yedikten ve resmen götürüldüğümüz odadan kovulduktan sonra dışarıda bekleyen ve onay alıp almadığımızı merak eden güvenlik görevlilerine olumlu yanıt aldığımız yalanını söyleyerek içeriye girebilmeyi başardık.”

Kütüphane Sürprizi

Volkan Öner, aynı üniversitede görmek ve fotoğraflamak istediği kütüphaneye girince hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşmış. O zamanları V.Ö. şöyle anlatıyor: “Arkadaşımla kütüphaneye girdiğimizde görevli fotoğraf çekemeyeceğimi, çünkü  kütüphanenin çok boş olduğunu, kötülemek amacıyla kullanabileceğimizi söyleyerek talebimi reddetti. Ardından fotoğraf makinesini kendisi alarak arkadaşımı bir koltuğa oturttu ve eline bir kitap vererek okuyormuş gibi fotoğraflamaya başladı. Sonra da kütüphanedeki birkaç öğrenciyi toplayarak ders çalışıyormuş pozu vermelerini istedi, fotoğraflarını çekerek makinamı bana geri verdi.

Dilekçe Krizi

Üniversitelere girişin hemen hemen imkansız olduğu görülmesine karşın bazı üniversiteler de “kendilerini korumak adına” öğrencilere Genel Sekreterlik adına dilekçe yazdırıyorlar.

Benim ziyaretimin izlenimleri ise şöyle; “Bahçeşehir Üniversitesine girmek istediğimde görevliler bana neden geldiğimi, bu günlerde de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden herkesin buraya gelmek istediğini, bu saçmalığı anlamlandıramadıklarını söyledi. Ben ise buraya gelme amacımı sakince anlattıktan sonra adının “Onur Bey” olduğunu öğrendiğim kişiye telefon ettiler ve sertçe üçüncü kata çıkıp onu görmemi söylediler. Üçüncü kata çıkıp Onur Bey’i görene kadar ben bütün okulu gezip kaçak kaçak fotoğraflar çektim. Yukarı çıktığımda ise beni bir dizi “yeni mezun” çalışan karşıladı ve okullarında bunu ancak Genel Sekreter izni ile yapabileceklerini söylediler. Bu nedenle bana dilekçe yazmamı, bu ödevi bana veren hocamın da adını geçirmemi söylediler. Fotoğraf çekim izniymiş bu. Oysa ki ben çoktan fotoğraflarımı çekmiştim.”

İstanbul Kapı-Duvar

Güvenlik önlemlerinin belki de en sıkı olduğu üniversite; İstanbul Üniversitesi. Özellikle Beyazıt Kampüsü’nün yıllardır çeşitli olayların baş aktörü olması nedeniyle o kampüste okuyan öğrenciler bile okullarına girmekte zorlanıyor.

Hanife Şişen İstanbul Üniversitesi Laleli Kampüsü’ne girişini anlatıyor:” Ablamın yüksek lisans başvurusu nedeniyle rektörden imzalı kağıdımız önceden olmasına rağmen girişte oldukça büyük sıkıntı çektik. Her katta ayrı ayrı nereden ne amaçla geldiğimiz sorgulandı, kimliklerimiz taramadan geçirildi, imzanın gerçek olup olmadığına bakıldı. Güvenlik görevlilerinin olduğu bölüm parmaklıklı. İnsan her katta kendini adeta bir hapishanede hissediyor. Bu kadar korku abartı değil mi?”

Üniversitelerin sahibi gençlerden bu kadar korkmak niye? Korkuların oluştuğu, aynı zamanda da yok edilebileceği yer yine üniversiteler. İronik, değil mi?

Su Tunç

bilgimedya 1. sınıf öğrencisi