Avustralya’nın filtre ile sivil mücadelesi

Ülkelerinin interneti öcü gibi görme tavrı ve derhal yasaklama refleksi demokrasi eksikliğiyle doğru orantılı kuşkusuz. İnternete en fazla düşman ülkeler listesinde Çin, İran, Kuzey Kore, Suudi Arabistan, Burma, Türkmenistan ve Özbekistan’ı görmek zaten hangimizi şaşırtıyor ki?

Bu insan hakları konusunda koyu karanlık ülkelerin yanısıra internet ile olan ilişkisi sürekli ayıplı olan ülkelerde de ya blogcular hapistedir ya da sanal ortamda filtreleme, karartma ve sindirme yöntemleri gırla gider. Örneğin Mısır, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri Venezüella, Malezya, Rusya, Bahreyn ve Güney Kore bu listede sıklıkla boy gösterirler.

Aslında bu ülkelerinin kimisinin teknolojik olarak gelişmiş olması, bazılarının ise süregelen ekonomik istikrarı kimseye fazla bir şey ifade etmez. Bu toplumların internetten ürkmek için sayısız gerekçeleri vardır; kimileri İslam hakkında klişenin dışına çıkanları, kimileri siyasal muhalifleri, varsa kraliyet ailesini eleştirenleri ve en çok da kendilerinin dar ahlakçı yapısına uymayanları cezalandırmak için internete yüklenir. Sanal alem iktidarlar için belirsizliklerin şeytani evrenidir ne de olsa. Bu ülkeler son tahlilde demokrasiden nasibini almamışlardır ve bunu radarları dünyaya biraz açık herkes bilir.

Bu listenin net kriterlerini bozan demokratik bir ülke göze çarpıyor birkaç senedir. İşte o ülke Avustralya. Burada son üç yıldır siyasal otoritenin internet filtreleme çabasına karşı halk tepkisinin ve bu karardan geri adım atılışın öyküsü aşağıdaki.

‘ÇILGIN’ FİLTRE PROJESİ

2008 yılının Ekim ayında Dijital Ekonomi ve İletişim Bakanı Stephen Conroy 106 milyon dolarlık bir siber güvenlik projesini tartışmaya açtı. İktidarda olan Avustralya İşçi Partisi, ülke dışındaki websitelerine zorunlu filtreleme sistemi öneriyordu. Potansiyel tehdit içeren sayfalara “RC” (Refused Classification-Sınıflandırılması Reddedildi) ibaresi konacak ve içerik bloklanacaktı. Bu “çılgın” proje tahmin edeceğiniz gibi çocukları zararlı olabilecek websitelerinden korumayı amaçlıyordu. Bu gerekçeyle Bakanlık, Avustralya İletişim ve Medya Kurulu (ACMA)’na 10,000 adet websitesini derhal  karartmasını tavsiye etti.

Bu kara listeyi oluşturanları hükümet afişe etmeyeceğine söz verdi ama Bakanlık bir yandan da bunların çocuk pornosu, cinsel şiddet, ayrıntılı suça teşvik ve uyuşturucu kullanım görüntülerini içeren sayfalar olduğu bilgisini vermekten geri durmadı. Bu görüntüler Avustralya yasalarına göre zaten suçtu ve bu karartma eylemi bu haliyle toplum tarafında tepki çekmedi.

Aradan 1 yıl geçti. 2009 yılı Mart’ında kara listede yere alan 2.395 sitenin adları Wikileaks’e sızıverdi. Listede yer alan bazı websiteleri hiç de öyle sanıldığı gibi şeytani değildi. Queensland’deki bir diş doktorundan, bir veterinerin websayfasına, bir okul kafeteryasını işleten birinin bloguna kadar pek çok isim bu listedeydi.

PARLAMENTONUN WEB SİTESİ ÇÖKTÜ

İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Avustralya halkı internet filtresi denen şeyi tartışmaya başladı. Bu iş kimsenin hoşuna gitmemişti. İşte Avustralya demokratik yapısını tama da o zaman gösterdi. Sivil toplum kuruluşları, muhalefet partileri ve yurttaşlar ayaklandı. Kampanyalar yapıldı, yürüyüşler düzenlendi, iç uçuşlarda gösterilmek üzere reklam filmleri çekildi. 2009 ve 2010 yılları filtre tartışmalarıyla geçti. Hatta 2010 Şubatında Anonymous adlı sanal eylemci grubu protesto amacıyla Avustralya Parlamentosunun resmi websitesini çökertti, Başbakanın sayfasına pornografik görüntüler yerleştirdi. “Operasyon: Meme Fırtınası” (Operation: Tit Storm) adını verdikleri eylemleriyle filtre kararıyla dalgalarını geçtiler.

Avustralya’nın internet karnesi bir anda kırk notlarla dolmuştu. Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü Avustralya’nın ismini derhal gözetim altındaki internet düşmanı ülkeler listesine çakıverdi. 2010 yılı son raporlarda bile Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Bahreyn ve “ileri demokrasi” sandığımız güzide ülkemizle beraber anılmakta.

Bütün bunlar olurken en ağır eleştiri Google ve Yahoo’dan geldi. Bu dev internet şirketleri Avustralya hükümetine bu filtre meselesinin ülkelerine hiç yakışmadığını ifade etti. Üstüne üstlük arama motorları da yavaşlamıştı. Çocukları koruma endişesi tamamen kontrolden çıkmış görünüyordu. Filtreyi tek savunanlar azılı dindar gruplardı.

2010 Haziran’ına gelindiğinde bu proje tepkiler sonucunda bir türlü Parlamentodan geçemedi. 2010 Ağustos’unda ise Koalisyon Partileri filtrelemeye karşı oy kullanacaklarını açıklayınca plan iyice suya düştü. Geçenlerde Avustralya basını, filtreleme projesinin Parlamentoya getirilip tekrar tartışılma açılmasının en erken 2013’ün ortasını bulacağını ancak kabul bulmasının zaten imkansız olacağını müjdeliyordu.

Doç. Dr. Aslı Tunç

Medya ve İletişim Sistemleri

*Bu yazı www.yenimedyaduzeni.com için yazılmış ve ilk olarak orada yayınlanmıştır.