KAVANAUGH OLAYI VE MEDYA

ABD Başkanı Donald Trump’ın tartışmalı Yüksek Mahkeme adayı Washington DC Temyiz Mahkemesi Yargıcı Brett Kavanaugh, 6 Ekimde, Yüksek Mahkeme’ye 51-49 oy ile seçildi. Bu durum, Yüksek Mahkeme’de uzun yıllar süren ‘Cumhuriyetçiler ve Demokratlar’ dengesini, Demokratların aleyhine bozdu. Yalan söylediği gerekçesiyle Clinton’un görevden alınması için hazırlanan tasarıda yer alan hukukçulardan biri olan Kavanaugh, adaylığı duyurulduğu andan itibaren, hakkındaki suçlamalarla gündeme geldi.

Christine Blasey Ford, Deborah Ramirez ve Julie Swetnick isimli üç kadın, Kavanaugh’un aleyhindeki taciz iddialarını Senato Adalet Komisyonuna taşıdı. Kavanaugh, komisyona konuşan Profesör Christine Blasey Ford’un cinsel saldırı iddialarını reddederken; iddiaların “hesaplı ve organize bir siyasi darbe” amaçlı olduğunu savundu.

 

Basın tarafından baktığımızda, The New York Times, The Washington Post, The New Yorker gibi medya kuruluşları, Dr. Christine Blasey Ford’un sesi oldu ve sürecin ayrıntılarını kamuya aktardı. Kavanaugh’un, “bir tacizci, en iyi haliyle ise sarhoş bir saldırgan” olduğuna dair iddiaları sonuna kadar gündemde tuttular. Başarılı ve ünlü adamların kariyerlerini bile yerle bir edebilme gücüne sahip, son zamanlarda sosyal medyada büyük ölçüde aktif olan, #MeToo hareketi ile de ortak çalıştılar. Fakat olayın sadece bir ay sürmesi ve Dr. Christine Blasey Ford’un dışındaki iddia sahibi kadınların dinlenmemesi ve nihayetinde Kavanaugh’un Yüksek Mahkemeye seçilmiş olması, medyanın eski gücünde olup olmaması hakkındaki soruları akıllara getirdi.

Olayın medyada büyük yer bulmasının sebebi ağır suçlamalar altındaki bir adamın, ABD’nin en önemli kurumlarından birinde bulunacak olmasıydı. Halka bunun önemini aktarması ve halkı harekete geçirmesi gereken medyanın, bu konuda başarısız olduğu yönünde eleştiriler son zamanlarda yoğun olarak görülüyor.