2019 ÇİN KARNESİ

Çin her alanda büyüyen ve gelişen bir sanayi devi. Ancak bu gelişme ve değişim insanlık haklarına pek yansımadı. Bu sene Çin’in özgürlük ve insan hakları karnesinin iyi olmadığı su götürmez bir gerçek. Kendi ülkesinde zaten bir çok şey kısıtlanırken Çin, nüfusunun oluşturduğu tüketici pazarının gücüyle ülke dışında da istemediği yayınların yapılmasına engel olabiliyor.

NBA, Blizzard…. SIRADA KİM VAR?
Dış dünyaya 1978’de açıldığından beri Çin, nüfusu sayesinde önemli bir iş sahası. Uzun yıllar yalnızca iş gücüyle gündemde olan ülke son dönemde tüketim kültürüyle de dikkat çekiyor. İlk yabancı filmin 1990’da yayınlandığı Çin hiçbir filmi sansür kurulunun onayı olmadan yayınlamıyor. Bu sansür süreci de devletin neyi isterse onu göstermesine neden oluyor. 

Şu an ülkede Tibet, Doğu Türkistan ve Hong Kong’un bağımsızlığı hakkında yazılı veya görsel  bir materyal bulundurmak yasaklı. Ülkedeki yasaklar dini kitaplar için de geçerli. Kuran bulundurmak yasak ve İncil devletin sansürlediği hali dışında yasak. Ülkede bir diğer yasaklı konu olan Tiananmen Meydanı olayları da adeta yaşanmamış gibi davranılıyor. Hatta Çin’e yakın bölgelerde oyuna giren veya herhangi bir sosyal platformda bulunan insanlar konuşma bölümüne ‘’1989 Tiananmen Square Protests ’’ yazdıklarında Çin’den bağlanan kullanıcıların saniyeler içerisinde internetten düşmeleri olayın canlı örneklerinden. 

Şu sıralar bu sansür daha çok Hong Kong protestocuları için çalışıyor. Birleşik Krallık  Çin’in afyon ticaretini durdurmasının ardından  Çin’e savaş ilan etti ve  sonuç olarak Çin’in kıyılarındaki bazı adaları ele geçirdi. Bu adalardan biri de 1990’a kadar Birleşik Krallık elinde kalan Hong Kong’du. Bugün Hong Kongluların büyük çoğunluğu Sosyalist Çin’e bağlanmak istemiyor. Bu da iki tarafın karşı karşıya gelmesine neden oldu ve bu yıl 31 Mart’ta başlayan protestolar hala devam ediyor.

Hong Kong polisinin protestolara karşılık vermek için ambulansa saklandığı videoyu buradan izleyebilirsiniz.

Geçtiğimiz günlerde Hong Kong protestocularının Çin Başkanı Xi Jinping’i çizgi film karakteri Winnie the Pooh’a benzetmelerinin ardından Çin hükümeti çizgi film karakterini yasakladı. Blizzard, Hong Konglu Hearthstone oyuncusu Ng Wai Chung’in hesabının eylemlere canlı yayından destek verdiği için 1 seneliğine erişime kapattı ve ‘’Grandmasters Tournement’’da elde ettiği başarıları yoksaydı ve kazandığı 10000$ dolarlık ödülü geri vermesi istendi. Blizzard hisselerinin belirli bir bölümünün diğer büyük oyun geliştiricileri gibi Çinli firmalara ait olması da dikkat çekilmesi gereken  noktalardan biri. 

Ng Wai Chung’un bu konu hakkında IGN.com’a verdiği röportaj

Başka bir güncel örnek ise Houston Rockets basketbol takımı. Takımın spor yöneticisi olan Daryl Morey’in Hong Kong destekçisi mesajlarından sonra Çin’in bütün Houston Rockets maçlarını yasaklaması ve ardından NBA’nin yaptığı özür yazısından sonra karşıt tepkiler büyüdü ve olay dalga konusu oldu. Bunun da üstüne yine geçtiğimiz günlerde Ünlü Alman DJ Zedd’in de ‘’South Park’ın tweetini beğendim ve şu an Çin’de kalıcı olarak yasaklandım’’ demesi durumun seviyesini gösteren örneklerden.

Ticari anlaşmalarını devam ettirmek için baskıcı hükümetlerin taleplerini yerine getiren firmaların gelecekteki tutumları ne olacak? Başka firmalar da bu kervana katılacak mı? Çin’in elinde bulundurduğu güç ile şirketleri baskı altında tutması ilerde ne gibi sonuçlar doğuracak? Çin teknoloji dünyasında diğer ürünlere alternatif ürünler üreterek sektörden yer almak isteyen bir ülke. Ki çıkardığı başarılı ürünler sayesinde alıyor da. Alibaba ve Huawei gibi markalar şimdiden büyük bir kullanıcı seviyesine eriştiler.

TikTok

Bu konu sosyal medyaya geldiğindeyse karşımıza TikTok çıkıyor. Yıl 2016’yı gösterdiğinde ByteDance adlı Çinli şirket, yaklaşık 1 milyon dolara Alex Zhu’nun kurucu ortaklığını yaptığı “Musical.ly” uygulamasını satın aldı ve kendi ürünleri olan “TikTok” ile birleştirdi. Bu birleşmeden sonra uygulamanın gelen reklamlar ve geliştiriciler ile birlikte kullanıcı sayısını en az %400 arttırdığını söyleyebiliriz. Günümüze geldiğimizde ise TechCrunch’un bir yazısına göre sadece 2018’de Eylül ve Kasım ayları arasında %31 büyüdü. TikTok, şu anda Facebook, Snapchat ve Instagram gibi uygulamaları aylık beğeni sayısı olarak geçmiş durumda. Yaklaşık 1.5 milyon indirilmeyi geçen Tiktok, son zamanlarda gelen reklam ve sponsor destekleri ile Facebook’un rakibi olmaya devam ediyor. 

Kullanıcı kitlesinin dışında TikTok hakkındaki görüşler de oldukça farklı. Örneğin; Yaş ortalamalarından dolayı uygulamayı küçümseyen kitleler, içeriklerinden dolayı tepki gösterenler ve Çin bazlı bu uygulamanın insanları özgür bırakmadığını, çok sert kuralları olduğunu düşünenler de var. 

Örneğin: Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslümanlara uygulanan baskı ve tehditler ile alakalı bir TikTok paylaşan kullanıcı Feroza Aziz’in profili kısa bir süre içinde askıya alındı. Aslında video başlığında “Nasıl uzun kirpiklere sahip olacağınızı anlatacağım” başlığı ile videoyu yayınlayan Aziz, içeriğinde Çin ile alakalı “Şimdi şu anda elinizdeki telefonu kullanarak Çin’de neler olduğunu araştırın. Nasıl toplama kampları kurarak masum Müslümanları tuttuklarını, ailelerinden ayırdıklarını, kaçırdıklarını, tecavüz ettiklerini, domuz eti yemeye, içki içmeye, dinlerini değiştirmeye zorladıklarını ve eğer bunları yapmazlarsa ölümle tehdit ettiklerini görün.” şeklinde videoyu yayınladı ve kısa süre içinde viral oldu. Kısa bir süre sonra ise TikTok, Aziz’den özür dileyerek hesabını tekrar aktifleştirdi.

BBC’nin bu konu hakkındaki haberine buradan ulaşabilirsiniz.

Bu olayla birlikte Çin’in kendi uygulamalarının içinde farklı görüşlere ve yorumlara ne kadar izin verdiği tartışılır.

Yaşayan bir Distopya: ÇİN

Çin hükümeti, vatandaşlarının ne kadar güvenilir olup olmadığını ölçmek için bir sosyal kredi sistemi geliştiriyor. Suzhou şehrinde kullanılmaya başlanan bu sistem 2020’de tüm Çin’de kullanılmak için hazırlanıyor. 

Bu sistemin amacı ne? 
Çin, 1.4 milyar vatandaşının ne kadar güvenilir olup olmadığını ölçmek ve ona göre çözümler ve fırsatlar oluşturmak istiyor. Ülkedeki suça karışma oranının, trafik ihlallerinin daha da azalması ve toplumun daha sıkı bir düzen içinde hayatına devam etmesi planlanıyor. Ancak baskın bir yönetim altında yaşayan vatandaşların daha da baskın bir sistem ile karşı karşıya olmaları akılda soru işaretleri yaratıyor.

Sistem biraz tanıdık geliyor mu? Netflix dizisi olan Black Mirror’un 3. sezon 1. bölümü “Nosedive”de gördüğümüz sistem, Çin’in sosyal kredi sistemi ile neredeyse aynı. Dizinin o bölümünde ise bize anlatılmak istenenler beğeniler üzerinden oluşan sınıf farkları aslında gerçek bir fark mı? ya da yüksek puan için yaşanan hayatlar ne kadar doğal? Bu kendini beğendirme durumunun içinde insanın benliğini ne kadar koruyabildiğini seyircilere anlatıyor.

Peki bu sistem nasıl çalışıyor?
Bütün vatandaşlar kendi kişisel kartlarında bulunan 100 puan ile başlıyorlar. Eğer vatandaş topluma faydalı gönüllü olarak çalışırsa, geri dönüşüme yardımcı olursa, kan bağışlarsa ya da ülke hakkında pozitif mesajlar yayınlarsa bu davranışlar o kişiye puan olarak geri dönüyor. Aynı şekilde vatandaş trafik kural ihlali, rezervasyon iptali ya da yalan bir yorumlama yaptıysa puanı aynı şekilde düşüyor. 

Peki bu puanlar ne işe yarıyor?
Gerekli puanları toplandığında vatandaş, bedava spor salonu üyeliği, toplu taşımada indirim ve hastahanelerde daha az bekleme gibi avantajlardan yararlanabiliyor. Skoru düşük olan vatandaşlara ise yolculuk sınırı, yavaş internet veya belirli restorantlara giriş yasakları uygulanıyor.

Örnek olarak: Bağımsız bir gazeteci olarak çalışan James O’Malley ‘in bu konu hakkında paylaştığı tweete buradan ulaşabilirsiniz.

“İşte geleceğin distopik bir vizyonu: Pekin-Şangay hızlı treninde kaydettiğim gerçek bir anons.”
“Sevgili yolcular! Biletsiz seyahat eden ya da uygunsuz davranan kişiler ya da halka açık alanlarda sigara içen kişiler, yasalara göre cezalandırılacaktırlar ve bu davranış, bireysel kredi bilgi sistemine kaydedilecektir. Negatif bir kişisel kredi kaydından kaçınmak için lütfen ilgili kurallara uyun ve trendeki ve istasyondaki düzene yardımcı olun.”

Bu gibi büyük insan hakkı ihlallerinin olduğu Çin, şimdilik yaptığıyla kalacak gibi dursa da şimdiden Çin karşıtı eylemde bulunan bir çok insan olduğunu söylebiliriz. Dileğimiz bu gibi olayların başka ülkelerde de yaşanmaması ve Çin’in insan haklarına değer veren bir ülke olması.