Corona ve Küresel Ekonomi

2020’ye girmemizle paralel olarak hayatımıza giriş yapan Corona virüsü (Covid-19), Dünya çapında bir kriz haline geldi. Geçtiğimiz günlerde statüsünün epidemi (bölgesel tipte hastalık) iken pandemi (küresel tipte hastalık) derecesine çıkarılmasıyla hastalığın ciddiyeti netlik kazandı. Öyle ki şu an vaka sayısı 4 milyonu aşmış  durumda.

Hastalık yayılmaya ve ülkelere zarar vermeye devam ederken hastalığın ekonomik boyutu da ağır oldu. OECD’nin yayınladığı rapora göre hastalığın yarattığı ortam 2008 krizinden sonra küresel ekonominin karşılaştığı en büyük tehdit. Yine rapora göre Dünya ekonomik büyüme hızı %2.4’e düştü. Bu, 2012’den beri görülen en düşük büyüme hızı olacak.

Biz de hastalığın yarattığı ve yaratacağı ekonomik etkileri öğrenmek için İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi bölümünden Prof. Dr. Aylin Seçkin ile röportaj yaptık.



OECD Hastalığın 2008 krizinden sonra yakın zaman içindeki en büyük ekonomik kriz olacağını öngörüyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle öyle. Ben hatta bu krize göre 2008 krizinin küçük ve masum bir kriz olduğunu düşünüyorum. Çünkü 2008 krizi 1 2 sene içinde çözülebilmiş bir kriz iken bu krizin daha ne kadar etkisini göstereceğini  kestirebilmek güç. Ben bu krizi 1929 büyük buhranı ile kıyaslıyorum. Çünkü büyük buhranla karşılaştıracak olursak büyük buhran ABD’de işsizliğin %25’e çıktığı ve ülke ekonomisinin üçte bir seviyesinde düştüğü, ürüne olan talebin çok hızlı daraldığı bir dönemdi. Ve bu benzerliklerin yanında büyük buhran gibi etkilerinin kolay kolay geçmeyeceğini düşünüyorum.

ABD şu an 30 milyon kişi işsizlikle yüz yüze. Keza benzer sayılar Avrupa’da da karşımıza çıkacak. Ve hastalığın özellikle Avrupa’nın ekonomisini geliştiren ve büyüten sektörlere büyük zararlarda bulunduğu da söylenebilir.

Hastalığın Avrupa Birliğine ne gibi ekonomik etkileri oldu ve olmaya devam edecek?

Avrupa Birliği daha tam olarak Brexit sorununu çözmeden hastalığın başlaması birlik için iyi olmadı. Avrupa Birliğinin çok ciddi fonlara ihtiyacı var. Fakat üye ülkelerin kendi bütçelerinden birlik için yalnızca %1 gibi küçük bir bütçe ayırdığını görüyoruz. Ve bu miktar Avrupa Birliğinin nüfusu ve ekonomisi için düşük bir oran. Bu oranın %2-3’e çıkarılması tartışılırken Almanya’nın bu duruma pek sıcak bakmadığını gördük. Diğer taraftan İtalya ve İspanya’nın bahsettiği 3.5 trilyonluk bir yardım paketi var.

Bu kriz yaşanırken küçük ve orta gelirli işletmelerin girdikleri dar boğazdan kolayca çıkamayacaklarını ve bu dar boğazın Avrupa Birliği’ne uzun süreli bir durgunluk ve yüksek bir işsizlik getireceğini tahmin etmek zor değil.

Hastalığın büyük zararlar verdiği ülkeler ne gibi önlemler aldı ve alacak?

Hastalığın en büyük zarar verdiği ülkeleri düşünürsek bu ülkelerin sağlık sistemlerinin hastalığa hazırlıksız yakalandığını görüyoruz. Ve şu an İtalya ve İspanya’daki önlemlerin de gösterdiği gibi devletler sağlık yüklerini azaltabilmek için ekonomiyi ikinci plana aldılar. Ancak salgın sonrası dünyada birçok ekonomik düzenlemenin olacağını tahmin etmek zor değil.

Bu ekonomik bunalım ne kadar daha etkisini gösterecek?

Hastalık bazı ekonomileri durma noktasına getirdi ve hastalığın yayılma hızı henüz kontrol altına alınmış değil. Ve bir aşı bulunamadı. Ayrıca kriz yaklaşmakta olan otomasyon krizini daha da erken bir zamana çekti.

Üretim zinciri tekrar çalışmaya başlamadan tahmin yürütmek çok doğru olmasa da en iyimser tahminle yerel işletmelerin, AVM’lerin, uçuşların ve yerel seyahatin haziran ortası ve sonu gibi başlamasından söz edilebilir. Ancak kriz küreselleşmeye ciddi zararlarda bulundu. Seyahat turizm ve eğlence gibi sektörlerin zarar görmesi, birçok festival ve etkinliğin ileri tarihe ertelenmesi en az bir yıl boyunca yavaşlatılmış ekonomiler görmemize neden olacak.

Küresel ekonominin şu anki durumu ve geleceği hakkında neler söylenebilir?

Küresel ekonomi iddialı bir şekilde ülkelerin arasındaki ekonomik ilişkilerin arttığı bir dönem yaşıyordu. Farklı yerlerde benzer yaşamların sürdürüldüğü yapıdan pandemi yüzünden bir anda ülkelerin ve insanların içine kapandığı bir yapıya doğru evrildik. Yani denilebilir ki küresel ekonomi ani bir fren yaptı. Ve yeniden toparlanması da ancak kademeli olarak gerçekleştirilebilir. Bu kademeli geçiş de tıpkı Schumpeter’in (Avusturyalı-Amerikan ekonomist) “Creative Destruction” dediği şey yaşanacak. Yani güçlü ve yaratıcı firmalar bu  zor zamanlarda ayakta kalacakken daha zayıf firmalar kötü sonlarla yüzleşecek.

Küresel ekonomideki yavaşlama beraberinde başka sonuçlar da getirdi. Mesela petrol fiyatlarında inanılmaz bir düşüş görüldü. Bu petrol üreten ülkelerin, ekonomisi petrol satışı ve ihracatına dayalı olan ülkelerin gelecekleri hakkında ciddi problemler yaratmış durumda. Mesela Rusya bu ülkelerden biri. Diğer bir örnek ise Nijerya.
Bir yandan da bu süreç dijitalleşme sürecini de hızlandırdı denilebilir. 

Bu durum karşısında sivil toplum kuruluşları ve siyasi örgütlerin tutumlarından bahseder misiniz ?

Siyasi örgütleri iki şekilde ele almak istiyorum. Birincisi politikacılar bu tarz krizlere nasıl yaklaşıyorlar. İkincisi ise politik olmayan örgütlerin faaliyetleri. Ben daha fazla sivil işbirliklerinin harekete geçtiğini gözlemliyorum ve bütün küresel ölçekli problemlerde aslında uluslararası sivil işbirliklerinin geliştiği platformların güçlendiğini göreceğiz. Siyasi partiler durumları kendi pencereleri ve görüşleriyle ele alırken politik etkilerden uzak sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri birçok İnisiyatifin ortaya çıkmasında etkili.

Türkiye ileride ne gibi ekonomik zorluklarla karşılaşacak?

Türkiye’deki ekonomik problemler pandemi öncesinde de vardı. 2018 yılında çok şiddetli bir kur atağı yaşamıştık. Doların 7.23 tl olduğu bir 10 Ağustos 2018’den bahsedebiliriz. Şirketlerde yoğun bir borçlanma gözlemleniyor. Şimdi de işini kaybeden birçok insanın ortaya çıkması durumu da var. Ne kadar daha işsizlik maaşları ödenebilecek, şirketler bu duruma ne kadar daha dayanabilecek? Bu süreç 3 ay bile sürse çok büyük bir ekonomik enkaz yaratacak. Tüm dünya gibi bizim de ekonomimizde bir küçülme olacak. Devlet tabii şu an vergi toplamak konusunda da sıkıntı içerisinde. Satışlar devam edemiyor. Bu da zincirleme bir sıkıntının başlamasına neden oluyor.

Bu durumda yalnız değiliz benzer sıkıntıları Güney Afrika da yaşıyor, yine keza Arjantin de aynı sıkıntılar içerisinde.

Belki hastalık bizi diğer ülkeler kadar sert vurmadı, en azından sağlık alanında. Ancak ekonomik olarak zaten hassas bir durumda olan ülke bu süreçten iyi etkilenmeyecek. Bu konu hakkında net bir şeyler söylemek için de haziran sonu verilerine bakmak gerek. Türkiyenin kaybedeceği büyük bir turizm gelirinin de ekonomiye etkisi ağır olacak. 

Son olarak neler eklemek isterdiniz?

Benim eklemek istediğim şey sadece bir dilek. Umarım en kısa sürede bir aşı bulunur ve ülkelerin bu aşıyı tüm vatandaşlarına uygulamalarıyla belki de 2021 bahar aylarında nefes alabileceğimiz, önümüzü göreceğimiz bir düzlüğe çıkarız.

Çin’de başlayan bir hastalığın küresel ekonomiyi bu kadar sarsması küresel ekonomiye olan güvenlerin azalmasına neden oldu. Yine de her bir bireyin topluma olan sorumluluklarını yerine getirip temel hijyen kurallarına uyması şu an için hastalık karşısındaki en büyük silahımız.


Hastalıkla ve korunma yollarıyla ilgili detaylı bilgiye Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye Tabipler Birliği’nin resmi sitelerinden, aşağıdaki linkler yardımıyla ulaşabilirsiniz.

Dünya Sağlık Örgütü

https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019

Türkiye Tabipler Birliği

https://www.ttb.org.tr/kollar/COVID19/index.php