VIDEO STREAMING ENDÜSTRİSİNİN KARBON AYAK İZİ

Video streaming endüstrisinin son yıllarda hızlı bir şekilde büyümesi ve hayatımıza girmesiyle birlikte bu alanda yapılan araştırmaların sayısı da arttı. Netflix, Amazon Prime, YouTube TV gibi video streaming platformlarının psikolojik, kültürel, siyasal etkileri hala konuşulurken, Alman hükümeti tarafından desteklenen bir çalışma video streaming platformlarının çevreye olan etkisini ortaya koyuyor.

Alman Federal Çevre Ajansına göre streaming platformları üzerinden yüksek çözünürlüklü oyunların ve videoların kullanıcıya aktarılması sırasında ortaya önemli ölçüde sera gazı salınımı çıkabiliyor.  Araştırma sürecinde Alman Federal Çevre Ajansı iki farklı konu üzerinde duruyor.  Bunlardan ilki; videoların ya da oyunların “streaming” yani akış için depolandığı data merkezlerinde ortaya çıkan karbondioksit miktarı iken diğeri ise bu video ve oyunları kullanıcıya ulaştırmak amacı ile kullanılan teknolojilerden kaynaklı ortaya çıkan karbondioksit miktarı.

Raporda videoların yani içerik akışının gerçekleştirilebilmesi ve tüketicilere ulaştırılabilmesi için veri merkezleri tarafından üretilen karbondioksit miktarı ölçülüyor. Bu süreçte sadece veri merkezlerinde üretilen karbondioksit miktarı değil üretilen bu karbondioksite neden olan maddeler de araştırılıyor.

Araştırma video streaming endüstrisinde kullanılan teknolojinin türü ve kalitesinin önemini de vurguluyor. Örneğin; 3G teknolojisi saatte 90 gram karbondioksit üretirken 5G teknolojisi ise saatte sadece 5 gram karbondioksit üretiyor. Araştırma aynı zamanda fiber optik kablo kullanımının bakır kablo kullanımından daha çevre dostu olduğunu ortaya koyuyor.

Öte yandan raporu hazırlayan kişiler video streaming endüstrisindeki karbon ayak izini hesaplarken bu videoları, içerikleri izlerken kullandığımız telefon, tablet, bilgisayar gibi son cihazların karbon emisyonunu hesaba katmadıklarını da vurguluyorlar.

Karbon ayak izinin artması iklim değişikliği ve çevre bakımından insanoğlu için büyük bir tehdit unsuru.  Enerji tüketimi, sanayileşme, insan faaliyetleri, hayvancılık vb. gibi unsurlar karbon ayak izinin artmasını ve dolayısıyla da iklim krizini tetikliyor. Bu durumda aslında tüketiciler video streaming platformlarına üye olarak, buralardan içerik ve video takip ederek çevreye zarar verdiklerinin farkında bile değiller.

Peki bu video streaming endüstrisinin sonu mu demek? Araştırmaya bakıldığı zaman çevreyi kötü etkilemeden de bu endüstrinin devamını sağlamak mümkün. Doğru teknoloji ve çevre dostu metotlar kullanarak video streaming endüstrisinin karbon ayak izi azaltılabilir. Yukarıda da bahsedildiği gibi fiber kablolar, 5G teknolojisinin yaygınlaşması vb. gibi teknolojik gelişmeler de video streaming endüstrisinin karbon ayak izini azaltmaya yönelik teknolojiler.

Almanya’nın Federal Çevre ajansı tarafından yayınlanan rapor, malzemenin akış için depolandığı veri merkezleri ve bunu tüketicilere ulaştırmak için kullanılan iletim teknolojisi tarafından üretilen karbondioksit miktarını hesapladı. Fiber optik kablolar üzerinden video akışının en düşük miktarda (saatte 2 gram) CO2 emisyonuna yol açtığı sonucuna varıldı. Bakır kablolar bu miktarın iki katı üretirken, 3G mobil teknolojisi saatte 90 gram CO2 üretiyor.5G teknolojisi saatte sadece 5 gram karbondioksit üretirken; 3G teknolojisi kullanılmaya devam edilseydi saatte 90 gram karbondioksit üretilecekti. Ya da fiber optik kablo yerine bakır kablo kullanmaya devam edersek video streaming endüstrisinin karbon ayak izini daha da arttıracağız.

Alman Çevre Bakanı Svenja Schulze yaptığı açıklamada daha fazla halka açık WiFi bağlantısı kurularak video streaming süreci sonunda ortaya çıkan sera gazı salınımı azaltılabilir olduğunu söylüyor. Alman Bakan’a göre bu yöntem ile sera gazı salınımı azaltılabilir çünkü bu sayede bireyler daha merkezi ağlara bağlanacaklar ve bireysel internet sistemleri devre dışı kalacaklar. Bu sayede daha az kablo kullanılacak ve aynı zamanda daha teknolojik yöntemler (5G vb.) kullanımı da yaygınlaşacak.

Nasıl sanayide ya da hayvancılıkta alternatif yöntemler kullanarak karbon ayak izini azaltabiliyorsak, video streaming endüstrisinde de aynı şeyi gerçekleştirebiliriz. Evde internete fiber optik kablolarla ya da VDSL sistemi ile bağlanıyorsak çevreyi korumaktan ve iklim krizini önlemekten çok da uzak değiliz.

Bunun yanı sıra, yeni nesillerin artan çevre ve iklim kaygısı ve teknolojinin gelişmesi nedeniyle 5G teknolojisi ve fiber optik kablolar daha sık kullanılacağa benziyor. Yeni, hızlı ve güvenli teknoloji metotları gelecekte de yeni nesillerin ilgisini çekmeye devam edecek. Bu durum da iklim ve çevre konusunda bu alanlarda çalışmaların artmasına neden olacak.