MÜZİK ENDÜSTRİSİNİN YENİ ÇAĞI: “STREAMING”

Teknoloji bütün endüstrileri etkiledi ancak belki de en büyük etki müzik endüstrisinde oldu. Son 20 yıl içinde müzik endüstrisinin değişimi inanılmaz.  20 yıl önceden kalan kaset ya da CD’leri artık bulmak bile çok zor. Günümüzde Spotify, Apple Music, Pandora gibi müzik streaming platformları var.

Müzik endüstrisinin tarihine hızlıca bir göz gezdirdiğimiz zaman, 2000lerde endüstrinin zor zamanlar geçirdiğini söyleyebiliriz. O dönemler internet kullanımının artmasıyla beraber ortaya çıkan korsan müzik indirme programları endüstrinin gelirinin yarıya düşmesine neden olmuştu. 1999 yılındaki gelir 14,6 milyar dolarken, 2000 yılında müzik endüstrisinin geliri 6,3 milyar dolara gerilemişti.

2008 yılına geldiğimiz zaman Spotify gibi müzik “streaming” platformları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Müzik endüstrisinin ünlü isimleri bu platformları da korsan müzik indirme programları ile eşdeğer tutuyordu. Bu minvalde Taylor Swift, Coldplay ve Adele gibi dünyaca ünlü isimler Spofity gibi streaming programlarını boykot ediyorlardı.

Oysa streaming platformları sanatçılara ve plak şirketlerine daha uzun vadeli bir kar ve tutarlı bir gelir modeli sunuyor. Eskiden sadece CD ya da kaset satıldığı zaman gelir edilebilirken; streaming platformları kullanıcı şarkıyı dinlediği anda gelir üretiyorlar. Bu platformların diğer bir artısı da CD ve kaset dağıtım maliyetlerini de önemli ölçüde azaltması.

Canlı etkinlikler, dijital müzik çağındaki müzisyenler için en kazançlı alan olarak hızla şekilleniyor. Bunun temel nedeni ise streaming platformlarında makul bir fiyata istediği müziğe kolayca erişebilen dinleyiciler; sevdikleri sanatçıları daha yakından takip etme fırsatı buluyor. Bu nedenle sanatçıların turları ve müzik festivalleri giderek daha fazla kitlelere hitap ediyor.

Streaming platformları sayesinde sanatçılar daha özgür bir şekilde özgün içerikler üretmeye devam edebiliyor. Albümdeki parça sayıları artıyor ve aynı şarkının akustik, remix vb. gibi versiyonları da yayınlanabiliyor. Ayrıca bu platformlardan analizler çıkaran müzik şirketleri yeni yetenekler keşfedebiliyorlar ve sanatçılarının potansiyellerini olası yeni projelerle daha kolay eşleştirebiliyorlar.

Fakat avantajlarının yanında paltformun dejavantajlarından da bahsetmek gerekir. Öncelikle streaming platformlarında sanatçılar özgürce müzik yapabilirlerken bir yandan da sanatçıların üzerindeki baskılar da artmaya başlıyor. Spotify CEO’su Daniel Ek, Spotify için çalışan müzisyenlerin artık yalnızca “üç ila dört yılda bir” müzik yayınlayamayacağını açıkladı. Daniel Ek aynı zamanda sanatçıların hayranlarıyla sürekli bir etkileşim oluşturmasının ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Bu durum da sanatçıların üzerinde bir sürekli üretim baskısı yaratıyor ve yapılan müziğin kalitesinin düşmesine neden olurken müziğin bağımsız olma ihtimaline de ket vuruyor.

İşte asıl sorun da burada başlıyor… Streaming platformları kullanıcılara keşfet, radyo, öneriler vb. gibi yeni sanatçıları tanıyabilecekleri imkanlar yaratıyor. Ancak bağımsız müzisyenlerin gelirlerini popüler sanatçılarla karşılaştırınca sonuç tam da bir fiyasko.  Örneğin Spotify sanatçılara dinlenme başına 0,006 -0,0084 cent arası bir ücret veriyor. Bu pencereden bakıldığında ise, bağımsız sanatçıların gelirleri göreceli olarak daha düşük oluyor. Öte yandan bağımsız sanatçılar plak şirketleri ile iş birliği yapmadıkları için büyük bir şarkı portföyüne de sahip olamıyorlar. Bu durumda da pastadan hak ettikleri payı alamayabiliyorlar. Ayrıca, Spotify’ın hala para kazanmadığı gerçeğine rağmen, eleştirmenler müzisyenlere hizmetinde müzik akışı için telif ücreti olarak yeterince ödeme yapmadığını söylemeye devam ediyorlar. Streaming platformlarının müzik sektörünü özgürleştirmesi beklenirken aslında bu tarz platformlar da bağımsız sanatı ve sanatçıyı öne çıkarmakta zorlanıyorlar.

Türkiye örneği üzerinden gidilecek olursa, Spotify Türkiye’de bağımsız sanatçıların görünürlüğü popüler sanatçılara göre oldukça az. Dolayısıyla Spotify Türkiye bağımsız sanatçıların gelir kapısı olmak bir yana bağımsız sanatçılar için bile bir platform olamıyor. Özellikle pandemi döneminde sahne performanslarından da gelir elde edemeyen bu sanatçılar için streaming platformlarından elde edecekleri gelirin ne kadar önemli olduğu aşikâr. Ancak bağımsız sanatçılar için streaming platformları maalesef ki bir gelir kapısı olamıyor.

Büyük resme baktığımız zaman 2000lerde müzik endüstrisinin kurtarıcısı rolünü üstlenen streaming platformları kullanıcılara çeşitli tarzlarda müzik zevkleri sunarken aynı zamanda karsan indirmeleri ve müzik dağıtım maliyetlerini azaltması ile de ön plana çıkıyor. Buna rağmen, endüstride halen bağımsız sanatçılar emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Streaming platformları bu sanatçıları önerilenler, radyo, keşfet vb. gibi aktif kanallarla kullanıcılara sunmadığı gibi dinleme başına ödenen ücret de bir hayli az. Bu da bağımsız sanatçıların geçim sıkıntısı çekmesine neden oluyor ve aslında müziklerini özgürce yapmalarının önüne geçiyor. Müzik Endüstrisinin yeni çağı olarak da adlandırılan streaming platformları bağımsız sanatçıyı destekleme ve ön plana çıkarma konusunda sınıfta kalıyor.